Connect with us

Motorlar

Dahili malzeme akışında otomatik sürüş sistemleri

Yayın Tarihi:

Otonom araçlar için KOLLMORGEN’ın AKM yapı serisine ait 48 Volt bobinli DC servo motorları

Otonom araçlar için KOLLMORGEN’ın AKM yapı serisine ait 48 Volt bobinli DC servo motorları

Bundan daha uyumlu bir isim olamazdı. İsmini; 80’li yıllarda hızlı ve doğrudan hedefe varan yolları bulmasıyla listelerin hiti olan oyundan alan Packman 200 ile Opteq Robotics firması malzeme akışı için kendiliğinden hareket eden çözümler geliştirdi. Klasik Japon oyununda; yanlış dönüş sarı kahramanımızın obur ruhların kurbanı olacağından, oyunun anında bitmesi demektir, Hollandalı firma için de dolambaçlı yollar aynı şekilde kayıp anlamına geliyordu. Bu; hızlı malzeme akışında kaybedilen zaman demekti. Packman 200’de tahrik olarak KOLLMORGEN’ın AKM senkron servo motorları kullanılıyor, hem de 48 Volt gerilim için özel olarak ayarlanan bobinlerle.

Packman 200 yolunu kaybetmesin diye mobil robot sistemleri WiFi aracılığıyla bir filo yönetim sistemine bağlandı, bu sistem yine bir üst ERP sistemiyle haberleşerek buradan sürüş talimatlarını alıyor. Industrie 4.0 fikirlerinden yola çıkarak ağ öyle sık adımlarla çalışıyor ki, ANT(Autonomous Navigation Tool) daime doğru Packman’ı görevlendiriyor. Hangisinin doğru olduğu örneğin hedef göreve olan mesafenin uzaklığına, akünün güncel kapasitesine ve ilgili modelin verilen görevdeki kargo ağırlığını taşımaya elverişli olup olmadığına bağlıdır. „Otomatik sürüş sistemlerimiz modüler yapıdadır, bu yüzden farklı ağırlık sınıfları bulunmaktadır“, diyor
Henk Kiela, Probotics Şirket Müdürü. Güncel model 40 kilogram olan kendi ağırlığıyla, ağırlığı 150 kilograma kadar olan yükleri taşıyabilir  ve bunu da altı saatten fazla çalışma kapasitesiyle yapar. Daha sonra mobil yardımcıların yeniden yükleme istasyonuna gitmeleri gerekmektedir. Üretim adasının esnek bir şekilde birbirine bağlanması Nimwegen’in güneyinde küçük bir kasaba olan Haps’ta bulunan Hollandalı firma; kullanım alanı olarak büyük lojistik merkezlerinden daha ziyade imalat firmalarını veya klinikleri görüyor.

Üretim adasının esnek bir şekilde birbirine bağlanması
Nimwegen’in güneyinde küçük bir kasaba olan Haps’ta bulunan Hollandalı firma; kullanım alanı olarak büyük lojistik merkezlerinden daha ziyade imalat firmalarını veya klinikleri görüyor. Packman 200 burada, önceden çalışanların kat etmek zorunda olduğu ve zamanlarından çalan nakliye yollarını otomatikleştiriyor. Örnek olarak Henk Kiela; sabit bir rota kılavuzu olmayan üretim adalarının farklı şekillerde kurulabilen bağlantılarından söz ediyor. „Bizim çözümümüzdeki farklılık; rotalar için manyetik yollara ihtiyacımızın olmaması. Biz daha çok,
programlamanın verdiği serbestlik sınırları içerisinde, farklı yolları kat etme gücüne sahibiz. Bu da değiştirilebilen üretimlere entegrasyonu oldukça basit ve maliyet açısından da cazip kılıyor“ sözleriyle vurguluyor, aynı zamanda Eindhoven’da Fontys Yüksek Okulu kampüsünde mekatronik ve robotik alanında profesör olarak çalışan firma sahibi.

Mobil birimler, klasik otomasyon piramidi üzerinden bağlanarak yola çıktığından ve böylece malzeme akışını arttırdığından, Industrie 4.0’ın güçlü birer temsilcisi. Otonom akıllı araçları (autonomous intelligent vehicle / AIV) çekici kılan bir diğer husus da; bunların az bileşenli sade bir yapıda olması. İçerisine genel olarak bakıldığında; mesafelerin tespit edilmesi için bir lazer sensörü, akü takımı, Motion Control ile birlikte yüksek performanslı bir kontrol sistemi ve ayrıca çark tahriki olarak KOLLMORGEN’ın AKM serisinden gövde büyüklüğü 3 olan iki adet düşük gerilimli DC Servo motor bulunuyor.

Rezervli 48 volt tahrikler
AKM-31 normalde 400 V bobiniyle 1,3 kW değerinde bir nominal güce sahiptir. 48 Volt’a uydurulmasıyla kompakt birimler doğrudan takılmış planet şanzımanlarla birlikte 300 Watt güç tedarik ediyor. Tam entegre otomasyon sistemlerinin tedarikçisi olarak SigmaControl; Sigmatek’in S-Dias serisine ait servo güçlendiricileri KOLLMORGEN’ın motorlarıyla birlikte kullanıyor. „Bu sayede ideal çifti bir araya getirdik, direksiyon hareketi farklı devir sayılarını tekerlere iletiyor ve ayrıca akış kumandası da Motion Control’ü tam olarak üstleniyor “sözleriyle
memnuniyetini belirtiyor Frank ten Velde, SIGMATEK Hollanda’nın tek yetkili distribütörü olan Sigma Control’ün müşteri yöneticisi. Aks modülü DC 061 neredeyse 300 W nominal güç tedarik ediyor ve 48 V DC’de 6A’ya kadar daimi akıma sahip bir senkron servo motorun kontrolü için tasarlandı. Modül kısa süreli olarak 15 A değerine kadar uç akım tedarik edebildiğinden dolayı, bu modülle mobil nakliye robotlarının hareketinde gerekli olan başlangıç torklarına çok iyi şekilde hakim olunmaktadır. „Böylece tahrik teknolojisinin sürekli olarak aşırı boyutlandırılmasının önüne geçiyoruz. Böylece yerden tasarruf ediyoruz ve aküler daha az elektrik enerjisi tedarik etmek zorunda olduğundan kapsama alanını artırıyoruz. Dynamic Drives ile birlikte firma, 20 yıldan uzun süreden beri Belçika ve Hollanda’da tescilli ortak olarak KOLLMORGEN ile beraber çalışıyor.

Packman’ın başka çeşitleri için daha fazla hareket alanı olması için tasarım da ayrıca oldukça cömert şekilde yapıldı. „Çeşitliliği azaltıyoruz. Bu şekilde müşterilerimiz hem satın alma esnasında hem de daha sonraki stoklamada azalan maliyetler sayesinde kar elde ediyor“ diyerek açıklıyor ten Velde. Sistem entegratörü için güç rezervleri bu durumda sadece avantaj sağlıyor. „Sunduğumuz regülatörlerin dört ya da altı amper için olması arasında fiyat olarak
neredeyse hiç fark yok. Ancak çözüm alanı belirgin biçimde genişliyor.“ Bu bakış açısı; 48 Volt AKM servo motorların SIGMATEK-Motion-Control-System ile kombine halde, yüksek dinamik bir konumlandırmayı gerektiren uygulamaları da gerçekleştirebilmeyi mümkün kılıyor. Bu tür uygulamalar düzenli olarak ambalaj teknolojisinde örneğin etiketlemede kendine yer buluyor.

Tahrik ve kontrol teknolojisi kolayca uyarlanabiliyor
Henk Kiela, Packman 200’ün manevi babası; tahrik teknolojisinin sadece işlev ve performansının yanı sıra KOLLMORGEN ve SIGMATEK’in tahrik ve kontrol çözümlerinin programlanmasının ve konfigürasyonunun kolaylığını da değerli buluyor. „Bu sayede Packman 200’ü örneğin kolayca farklı farklı zemin koşullarına uyarlayabilme imkanı yakaladık. Sert bir alt tabakada tahrik teknolojisini, havalı lastiklere mükemmel derecede uyum sağlayabilecek şekilde optimize edebilirim“

Hollandalı yenilikçi firma asıl uzmanlık olarak sistem geliştirme ve entegrasyonuna yoğunlaştığından, mekatronik profesörü ve geliştirme ekibi gerçekleştirme kısmını „Tam da, bir projenin başlangıcında hayal ettiğimiz şekilde çalışan teknolojiyi temin ediyor“ dedikleri iş ortağına bırakıyor. KOLLMORGEN ile Sigma Control’ün ortak çalışmasının ne derece başarılı olduğu, Packman 200’ün prototipinin sadece üç ay süren kısa gerçekleştirme sürecinde belli oldu. „Tahrikleri kendi başıma nasıl birleştirebileceğimi zaten biliyorum. Ancak bu çok vakit alır.
Önceden hazırlanmış standart fonksiyonlu bağlamaya hazır bir çözüm satın alıp nesne yönelimli programlama yerine kendi robot sistemimize konsantre olursam, bu vakti kendime saklayabilirim“

Daha önemli uygulamalar için daha fazla boş alan
Mekatronik ve robotik profesörü; Packman 200 gibi sistemlerin işletme içi ürün akışını belirgin derecede verimli hale getirdiğini düşünüyor. „En az yüzde 15 oranında bir tasarruf olduğunu tahmin ediyoruz.“ Bu potansiyelin ışığında kendisi, gelecek on yıl içerisinde hareketli robotların çoktan piyasaya yayılacağını düşünüyor. Buradaki hedef personelden tasarruf etmek değil, tam tersi verimsiz işletme içi nakliye görevlerinde bu personellerin iş yükünü azaltmak. Üretim endüstrisinde kullanım alanlarının yanı sıra ona göre kliniklerdeki görevler de bunların kullanım alanına giriyor. Buradaki asıl soru şu: Neden bakım personeli zaten kısıtlı olan vaktini hastane atıklarının, yatak örtülerinin veya içeceklerin taşınmasıyla öldürsün? Verimdeki artış böylelikle hastalara daha fazla zaman harcamak için hada fazla serbestlik sağlıyor.

Rotalar farklı farklı belirlenebiliyor – bu da Hollandalıların çözümünün kullanımda oldukça esnek olmasını sağlıyor.

40 kilogram ağırlığındaki AIV’ler 150 kilograma kadar yükleri taşıyabiliyor.

Servo motorların kontrolü için Dynamic Drives, Sigmatek’in tamamen kompakt bir
kontrol çözümünü kullanıyor – aynı şekilde 48 Volt gerilimle.

Optec her iki çark için tahrik olarak KOLLMORGEN’ın AKM serisinden 48 voltluk
seçeneğiyle senkron servo motorları kullanıyor.

Programlanmış rotada engellerin olması durumunda lazer sensörü bunları tespit
ediyor ve kontrol de hemen sapma rotasını hesaplıyor.

AKM DC Servo Motor, Düşük Voltaj

İşletme içi malzeme akışı için otonom sürüş sistemleri alanının öncüleri:
Probotics’ten Henk Kiela (solda) ve Peter Janssern

Frank ten Velde, SİGMATEK Hollanda’nın tek distribütörü, SigmaControl Müşteri
Yöneticisi

Yazarın fotoğrafı
Sandra Becker KOLLMORGEN Ratingen’in Avrupa Pazarlama İletişimi’nden sorumlu

Yazan: Sandra Becker, EMEA & Hindistan Pazarlama İletişim Şefi, KOLLMORGEN, Ratingen

Türkiye endüstrisine, alana özel, spesifik yayınlar üreten MONETA Tanıtım’ın sektörel dergilerinin editörlüğünü yapmaktayım. Yeni nesil, dinamik yayıncılık anlayışıyla, dijital ve basılı mecralarda içerik geliştirmek için çalışmaktayız.

Motorlar

Anadolu’nun dev motor üreticisi: AEMOT

Yayın Tarihi:

Elektrik motoru sektörünün köklü firmalarından AEMOT Motor’un genel müdürü Sami Akdoğan’la bir söyleşi gerçekleştirdik. Aksaray’daki tesislerinde üretime devam eden ve dünyanın pek çok yerine Anadolu’da üretilmiş elektrik motorları ihrac eden AEMOT adına Sami Bey, hem firmalarının dününe ve yarınına hem de Türkiye’de ve dünyada sektörün geleceğine dair açıklamalarda bulundu.

Sami Bey sizi ABANA’dan, 2012 yılından beri yer aldığınız görevlerden tanıyoruz. Yine de okurlarımıza kısaca kendiniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

Yıldız Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü’nden mezun olduktan sonra, çeşitli sektörlerde pazarlama ve finans üzerine çalıştım. 2012 yılında satış mühendisi olarak başladığım elektrik motoru sektöründe üretimden satışa, yatırımdan finansa kadar her bölümde çalışma fırsatım oldu. Şu anda da AEMOT Elektrik Motorları’nın genel müdürlüğü görevini yürütmekteyim.

Öncelikle AEMOT’taki görevinizin hayırlı olmasını diliyoruz. Bize AEMOT ve Altuntaş hakkında bilgi verebilir misiniz?

Altuntaş Grubu, 1981 yılında kurulmuştur. Tavuk kafesi üretimiyle endüstriyel hayatına başlamıştır. 1993 yılında Türkiye’nin ilk aksiyal fanını üreterek ihracat rekorları kırmış, 75 ülkeye fan satışlarını sürdürmektedir. 2001 yılında yine Türkiye’nin ilk çelik silo üretimini başlatmıştır ve dünyanın en büyük üreticileri arasında yer almaktadır. Sizin de anlayacağınız üzere Altuntaş grubu sanayi kökenli bir gruptur. Şu anda 1.350.000 m2 açık, 100.000 m2 kapalı alanda sanayi sektöründe faaliyet göstermektedir. AEMOT Elektrik Motoru’na gelirsek, eski adıyla ABANA Motor olarak bilinir. ABANA Motor, 1983 yılında Siemens tarafından kurulmuş, 1993 yılına kadar da ABANA-Siemens adıyla satışını sürdürmüştür. 1993 yılından sonra da ABANA markasıyla endüstriyel hayatına devam etmiştir. ABANA Motor 0,12 kw ila 200 kw arasında alçak gerilim elektrik motorlarının üretimini gerçekleştirmekteydi.

Altuntaş Grubu’nun elektrik motoru üretimine karar verme süreci ve AEMOT markasını kurma hikâyesini özetler misiniz?

Altuntaş Grubu, ABANA motora zaten aşina bir firmaydı. 1994 yılından bu yana Altuntaş, ABANA Motor’u kendi ürünlerinde kullanmaktaydı. Bu yüzden Altuntaş Grubu, ABANA Motor’un kalitesini ve işlevselliğini çok yakından bilmektedir. 2015 yılında ABANA Motor’u satış kararı alındı. Altuntaş grubu çok kısa bir süre içerisinde satın alma kararı aldı. Fabrikayı bulunduğu bölge Kastamonu’dan Aksaray’a taşıdık; makine ve stoklarla birlikte. ABANA olan marka ismini AEMOT Electric Motors (Anatolian Electric Motors) olarak değiştirdik. O zaman satın alma sürecindeyken önümüzde şöyle bir tablo vardı: Türkiye pazarı yaklaşık 360 milyon dolar ve yerli üretim pazarın yüzde 65’ini oluşturuyor. Yüzde 35 de yabancı firmaların payı vardı. O zaman pazarın ihtiyacını araştırdığımızda, yüksek güçlü motorlar ve verimli motorların Türkiye’de çok sık bulunamadığı teorisiyle karşılaştık. Bu yüzden stratejimizi enerji verimliliğine odakladık. Şu anki şirket vizyonumuz da, ülkemizin verimli motor açığını kapatmaktır. Şu an geldiğimiz noktada 26 milyon euro yatırım planlamıştık ve bu yatırımın yarısından fazlasını bitirmiş bulunmaktayız. Bütün ürün gruplarımızı yeniledik ve eksiksiz olarak IE3 ve IE4 motorları yüzde 100 yerli olarak üretebiliyoruz. AEMOT şu anda 0,12 kw-250 kw arasında motorların üretimini gerçekleştirmektedir.

AEMOT hangi ürün çeşitleriyle sektörde yer alıyor? AEMOT Motor’un hedef sektörlerinden bahseder misiniz?

AEMOT alçak gerilim trifaze motor üretimiyle sektöre hizmet sunmaktadır. Yakın bir zamanda yeni ürünlerimizle çeşitliliğimizi artıracağız. Elektrik motorunu ben sanayinin kalbi olarak nitelendiriyorum. Sanayinin her alanında elektrik motoru vardır. Ağırlıklı olarak pompa, kompresör, kırma eleme, presler, redüktörler vs. En büyük özelliğimiz müşteri odaklı ve sektör odaklı çalışmamız. Kompresor üreticisinin ne istediğini biliriz. Bir pompa müşterisinin nelere ihtiyaç duyduğunu çok iyi biliriz. Ürün gruplarımızı tasarlarken de konuları sektör bazında değerlendirdik; örneğin kırma eleme sektörü için ayakların sökülüp takılabilir olması gerekliliği gibi.

Yakın zamanda pazara sunduğunuz ya da sunacağınız yeni bir ürün bulunuyor mu? Varsa bu ürün hakkında değerlendirme yapar mısınız? Şayet ürün pazara çıktıysa ne zaman çıktı, özellikleri neler, satışlarınıza sağladığı katkı nedir?

AEMOT Electric Motors olarak bütün ürün gamımızı yeniledik. A’dan Z’ye enjeksiyon kalıpları ve laminasyon kalıplarını değiştirdik. 63 grubundan 315 grubuna kadar tüm dizaynlarımız değişti. İki yıl gibi bir sürede bunu yapabilmek gerçekten özveri isteyen bir süreçti. Şu anda iki grubumuz hariç kalan tüm gruplarımızı yepyeni bir gövde yapısıyla pazara sunduk. IE3 ve IE4 yüksek enerji verimli motorları yeni tasarımlarımızla kullanıcılara sunabiliyoruz. 132 gövde 5.5 kw motordan başlayarak IE4 verimli motorumuzu asenkron olarak pazara sunduk. Ayrıca 180 frame gövdemiz artık alüminyum gövde seçeneğiyle pazarda yerini aldı. Ara güçte olan 9 kw,13 kw ve 26 kw olan ürünlerimizi pazara sunduk. Kırma eleme sektörü için yeni bir seri çıkardık ve pazara sunduk. Kule vinç sektörü için çok raklı bir seri çıkardık ve satışlarımız devam ediyor. Yakın bir tarihte 355 gövdemiz de pazardaki yerini alacak. Ayrıca 400 kw’lık ürünleri, 355 gövde sınırları içerisinde müşterilerimize sunabileceğiz. Yukarıda bahsettiğim bu konular tamamen yerli ve yüksek teknolojiyle üretilmiş ve özverili bir çalışma sonucunda ortaya çıkmıştır.

Ürünlerinizin kullanıcıları için özel tavsiyeleriniz var mıdır? Ürün seçimi konusunda nelere dikkat etmeleri gerekiyor?

Elektrik motoru yeni bir ürün olmadığı için birçok müşterimiz tarafından aşina olunan bir komponent. Ama tabii ki bazı noktalara dikkat edilmesi gerekiyor. Bunların başında doğru güç seçimi geliyor. Sanayicimiz yaptıkları makinelerde garanti olması açısından motorları genelde yüksek güçte seçerler. Bu da gereksiz yere bir enerji sarfiyatına ve satın alma maliyetinin yükselmesine yol açar. Türkiye’deki elektrik sarfiyatının yaklaşık yüzde 36’sı elektrik motorları tarafından yapılmaktadır. Bu konuyu dikkate aldığımızda gereksiz yere güç kullanımından kaçınmalıyız. Bir diğer konuysa elektrik motorunun hangi uygulamada kullanılacağının satıcı ya da üretici tarafından bilinmesi ve ona uygun ürün verilmesidir. Örneğin pompa uygulamasında çalışacak ise motor dik konumlandırılacağından üretim sırasında milin öne doğru hareketinin engellenmesi için sabitleme yapılması gerekmektedir. Özellikle yurt dışı projelerinde kullanılacak gerilimin iyi bilinmesi gereklidir. Bunun gibi bir çok örnek sıralanabilir. Üretici olarak bizlerin sorumluluğunun herkesten fazla olduğunu düşünüyorum. Ürünleri üretmek yolun yarısı; diğer yarısı ise verdiğiniz hizmet.

Yurt içi ve yurt dışı pazarlarıyla ilgili, önümüzdeki dönem nasıl bir pazarlama stratejisi izleyeceksiniz?

AEMOT olarak yurt içinde olduğu kadar yurt dışında da çok güçlü olmak zorundayız. Başka bir alternatif yok. Biz 2015 yılında bu yatırıma başlarken dünya, rakipler bu konuda ne yapıyor diye başta Amerika, Tayvan, Çin, İtalya ve Almanya’dakiler olmak üzere global motor üreticilerini ziyaret ettik. Ve yatırımımızı bu gezilerden çıkardığımız analizlere göre yaptık. Öncelikle global markaları markaja aldık. Bu global firmaların bazı alanlardaki açığını biz kapatabiliriz dedik ve yatırımlarımızı tamamladık. Buradan ismini veremeyeceğim iki büyük global motor üreticisine 2017 yılında üretim yapmaya başladık ve 2018’de bu sayı 5’e çıkacak. Aynı zamanda yurt dışındaki partnerlerimizi seçerken, ne kadar ciro yaparsın stratejisi izlemiyoruz. İlk önce pazarın analizini yapabilen, bölgenin ihtiyacını iyi bilen ve fiyat konusunu stratejisinin bel kemiği yapmayan partnerlerle çalışıyoruz. Biz güçlü olduğumuz noktaları biliyoruz, bu konuların üzerine gitmeye çalışıyoruz. Örneğin özel motorlar konusunda tecrübemiz çok iyi, enerji verim sınıfı IE4 olan motorlar üretiyoruz, partnerlerimiz bunun gibi verilerle müşterinin karşısına çıktığında ve müşterinin neye ihtiyacı olduğunu bilip ona göre uygun ürün sunabildiğinde bu zamana kadar başarılı oldu ve olmaya devam edecek. Yakın tarihte de iki farklı yurt dışı lokasyonunda montaj hattımız devreye girecek.

Kurucuları arasında yer aldığınız Elektrik Motorları Sanayicileri Derneği’ni (EMOSAD) hangi amaçla kurdunuz? Bize EMOSAD hakkında kısaca bilgi vererek Türkiye sanayisine sağlayacağınız katkılardan bahseder misiniz?

EMOSAD’ı 2016 yılında Türkiye’nin önde gelen motor üreticileriyle beraber kurduk. Yukarıda bahsettiğim gibi Türkiye’deki elektrik enerjisinin tüketiminin büyük çoğunluğu elektrik motorları tarafından yapılmaktadır. Hal böyle olunca konumuz enerji verimliliği ve Türkiye’deki yaklaşık 15 milyon adet verimsiz motorun verimli motorlarla değiştirilmesi. Bu proje aslında yeni değil. Daha önceden firma bazında kurumlara gidiyorduk ve resmi olarak bir etkimiz olmuyordu. Sonuçta bu kurumların karşısına çıkarken bir güç birliği olması gerekiyordu. Biz de bu güç birliğini kurduk. Toplantılarımız gündem konularına göre 2 ayda bir de oluyor 3 ayda bir de oluyor. Üst düzey yöneticiler olarak katılım sağlanıyor. Devlet kurumlarıyla ilişkilerimizi belirli çerçevede, amaca uygun bir şekilde, dernek bazında sürdürüyoruz. Önümüzdeki en önemli konu verimsiz motorların verimli motorlarla değiştirilmesi demiştim. Bu konuda biz üreticiler olarak ne yapıyoruz ya da ne yapmamız gerekiyor ya da hangi birimleri aktif etmemiz gerekiyor, yurt dışında bu tür projelerde nasıl bir yol izlenmiş, ülke olarak eksik kaldığımız konularımızı nasıl tamamlarız gibi konular gündem maddelerimiz. Şunu içtenlikle söyleyebilirim ki biz üreticileriler olarak yatırım konusunda en iyilerini yapıyoruz. Bu yatırımları dünyanın birçok yerinde göremeyebilirsiniz. Türkiye ileride elektrik motor üretim merkezi haline gelecek. EMOSAD olarak da Türk üreticilerinin bayrağını yurt dışında dalgalandırmak için çalışacağız.

Ülkemizde kullanılan elektrik enerjisinin yüzde 35’ini elektrik motorları tüketiyor. Elektrik motorlarında sağlanacak enerji verimliliği, ülkemizdeki enerji verimliliği çalışmaları için önemli bir adım olacaktır. AEMOT Motor, enerji verimliliği konusunda neler yapıyor?

IE4 motorları imal edebilmek için her şeyi yeniden tasarladık ve değiştirdik. Fabrikamızdaki her çalışanımızda -aşçımız da dahil- verimli motor bilinci vardır. Üretim yaparken sadece yönetici kademesinin değil direkt olarak ürüne hayat veren arkadaşlarımız da bu bilinçle işini yapmaktadır. Ayrıca Avrupa’daki teknoloji bakımından en büyük test laboratuvarlarından birini 1.2 milyon euroluk yatırımla kurduk. Şu anda 450 kw güce kadar test yapabiliyoruz. Bu sistem aynı zamanda motor verimini, sistem verimini ve sadece invertor verimini bizlere sunuyor. Artık motor veriminin yanında invertor verimini de konuşuyoruz. Bir gün Avrupa’nın en büyük üreticilerinden birinin CEO’su fabrikamızı ziyarete geldiğinde ilk olarak laboratuvarımızı görmek istedi. Gördüğünde ise sadece şu cümleyi söyledi: Ancak ölçebildiğin şeyden emin olabilirsin. Biz AEMOT olarak bunu yapıyoruz ve ürünlerimizden de eminiz. Yine AEMOT bünyesinde kurduğumuz enerji birimiyle tesislerde etüt yapıyoruz. Bu etütleri yaparken sadece enerji analizörü cihazından faydalanmıyoruz. Emin olmadığımız ölçümlerde motorlarımızı laboratuvarlarımıza alıp tekrar testlerden geçiriyoruz. AMT adını verdiğimiz cihazımızla motorların tesise arızalarından dolayı ne kadar enerji kaybı yaşattığını ölçebiliyoruz. Aynı zamanda oluşabilecek arızaları önceden tespit edip fabrikaların bu arızalar yüzünden uzun süre durmasını engelliyoruz. Makinelerin duruş ve kalkışlarından dolayı ülke ekonomisi her yıl milyarlarca lira kayıp yaşıyor. Amacımız bu hizmetlerle bu oranları mümkün olduğunca azaltmak. Toparlayacak olursak, ülkemize yaklaşık olarak yılda 1.5 milyon adet motor girmekte. AEMOT Motor olarak ürettiğimiz yüksek enerji verimli motorlarla enerji sarfiyatlarını direkt olarak azaltmaktayız. Tesislere, fabrikalara mühendislik hizmetleri vererek enerji verimliliğine katkıda bulunuyoruz.

2017 yılında alanınızda hedefinize ne kadarlık ulaştınız? Gelecek dönem için hedefleriniz nelerdir?

2017 yılı bizler için bir hayli zorlu ve aynı zamanda keyif verici bir yıl oldu. Bir yandan yatırımlar devam ederken bir yandan da yeni pazar arayışlarımız devam etti. Birçok farklı projeye de imza attık. Yeni partnerlerimiz ile 2017 yılını bitirirken 2018 için de anlaşmalarımızı tamamladık. AEMOT Motor olarak yüzde 66’lık bir büyüme kaydettik bir önceki yıla göre. Yüzde 30 ihracat ile bu seneyi kapatıyoruz. 2018’deki ihracat rakamımız yaptığımız anlaşmalar ile yüzde 50’yi bulacak. Aynı zamanda yeni bir yatırım kararı aldık. 2019 yılının ilk çeyreğine kadar bu yatırımı tamamlayacağız. AEMOT Motor alçak gerilim motorların yanında farklı ürün gruplarını bu süre zarfında üretmeye başlayacak.

Türkiye’yi sanayi üretimi açısından nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öncelikle çok kısa bir süre öncesine kadar dünyanın ekonomik tanımlaması BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika) olarak yapılıyordu. Bu ülkelerin dini, dili, ırkı, kültürü farklı olsa da benzer özellikleri de vardı; kalabalık nüfüs, yabancı yatırım için cazip teşvikler… Çin, 2001 yılında dünyanın altıncı büyük ekonomisiyken Brezilya, Rusya ve Hindistan ilk 10’da bile değildi. Bu tarihten itibaren 10 yıllık periyoda baktığımızda hepsi büyüdü. Peki şimdi durum ne diye baktığımızda Çin vites düşürdü. Sanayi üretimi stabil seyrederken yıllık büyümesinin büyük kısmı inşaat sektöründen gelmekte. 30 yıl önce Çin hükümeti ikinci çocuğu yasakladı, bugünlerde çalışacak genç nüfus bulamadıklarından maaşlar eskiye oranla bir hayli arttı. Avrupa pazarı dikkate alındığında lokasyondan ötürü büyük bir dezavantaj var. Ürünler minimum bir buçuk ayda geliyor ve alıcıya ekstra finans maliyeti geliyor. Türkiye’yi ben Çin’in 20 yıl önceki hali gibi nitelendiriyorum. Özellikle Avrupalı firmalar şu an Türkiye’ye bir yönelim içerisinde. Öncelikle lokasyondan ötürü bir avantajımız var. İkincisi Türk ürün kalitesi birçok kişide artık olması gereken konumda. Anadolu, yatırımlar için cazip bir noktada. Yapılan yatırımlar hem teknolojik hem de kapasite bakımından üst seviyede. Ülkemizde yatırımcının her şeyi bulabilme olanağı var. Bizim ülke olarak yapmamız gerekenler öncelikle kaliteli insan gücü yetiştirmektir. Her şeyin başı insan kaynağı. Yaptığımız ürünlerin katma değerli olması gerekiyor ki kâr marjlarımız iyi olsun, yeni yatırımlar yapabilelim. Bunun da olması için öncelikle üniversitelere çok iş düşüyor. Sanayi ve üniversite iş birliğinin şu anki konumundan çok ileride olması gerekiyor ki bu büyümelerin sürekli olması lazım. Yukarıda da bahsettiğim gibi Türkiye elektrik motoru üretim merkezi haline gelecek. Önemli olan o konumda kalabilmesi için, sürekliliğin sağlanması için şimdiden adımların atılması. Ülkemizin petrolü yok; doğal gazı da. Bizim Türk insanı olarak elimizde çalışkan iş gücümüz, azmimiz ve girişken sanayicilerimiz var. Bu bileşenleri en verimli şekillerde kullanarak ülkemizi şu anki konumundan çok farklı yerlerde göreceğiz.

Devamını Oku

Motorlar

ELK Motor, yeni yıla büyük hedeflerle giriyor

Yayın Tarihi:

Türkiye’nin köklü firmalarından Yılmaz Redüktör’ün ürün ailesinin devamı olarak elektrik motoru üreten firması ELK Motor, yeni yıla büyük hedeflerle giriyor.

ELK Motor Satış ve Pazarlama Müdürü Alkan Demircioğlu

ELK Motor Satış ve Pazarlama Müdürü Alkan Demircioğlu şu bilgileri verdi: “Hâlihazırda yaklaşık 280 bin adet elektrik motoru ürettiğimiz Çerkezköy’de yerleşik fabrikamızda, 250 gövdeyi sanayimizin hizmetine hazır hale getirdik. Şimdilik yalnızca 4-kutupta üretimini gerçekleştirdiğimiz 250 gövdede 55 kW ve 75 kW (Compact) ELK motorlarımızı, sanayimizin kullanımına hazır hale getirmiş bulunuyoruz. Çok yakın zamanda bu gövdelerdeki imalatlarımız diğer kutuplarda da hazır hale gelecektir. Konuya yönelik ilk bilgilendirmeyi tüm bayilerimizle paylaşmış bulunuyoruz. Bayilerimiz bu doğrultudaki ilk stok siparişlerini tarafımıza iletmektedirler.

Böylelikle, sanayimizin çok çeşitli sektörlerinde faaliyette bulunan nihai müşterilerimiz; yüksek kalite, performans ve verimlilik seviyesindeki ELK motorlarımızı 71-250 gövde aralığında artık gerek stoklardan gerekse de hızlı imalat sürelerimizle kolaylıkla tedarik edebilir hale gelmiş bulunmaktadırlar.”

Müşterilerine “komple çözüm” sundukları vurgusu yapan Demircioğlu, şunları kaydetti: “Erişmiş olduğumuz 250 gövde büyüklüğündeki ELK motor imalatımız ile, bugün ülkemizde sürücüden elektrik motoruna, elektrik  otorundan redüktöre ve iş makinesine, tek çatı altında komple çözüm sunabilen bizden başka hiçbir yerli üretici  irma mevcut değildir. Bu gücü, bu avantajı mümkün olabildiğince tüm müşterilerimize anlatıp, kendilerine diğer hiçbir rakibimizin sunamadığı komple çözüm hizmetlerimizi sunmayı amaçlamaktayız.”

Uluslararası Sertifikasyon ve UL Belgesi

Uluslararası ticaretin gereklerini yerine getiren bir üretim yaptıklarını da belirten Alkan Demircioğlu, “Uluslararası ticaretin ayrılmaz parçaları sırasıyla, yüksek kalite ve performansta ürün, uygun performans/ fiyat oranı, satış sonrası servis hizmetleri ve sertifikasyondur. ELK Motor olarak tüm bu değerleri kendimize hedef olarak belirliyoruz. Çerkezköy fabrikamızda üretilen her elektrik motoru gerekli testlerden itinayla geçiyor, son kontrolleri eksiksiz gerçekleştiriliyor. Gerek yerel gerekse uluslararası pazarların kendi iç dinamikleri esas alınarak en uygun maliyet/fiyat analizleri yapılıyor. Müşterilerimizden gelen geri bildirimler, oluşan arızalar itinayla takip edilip gerekli müdahaleler tarafımızca yapılıyor. Tüm bunlara ilaveten, sertifikasyon konusu hakkında çalışmalar ve gerekli altyapı hazırlıkları organize ediliyor. Bilhassa uluslararası normlarda sahip olunan sertifikalar ile yurt dışı projelerde, uluslararası ticarette avantajlar sağlanıyor. Bizler ELK Motor olarak, örneğin IE3 süper yüksek verimli motorlarımıza ilişkin, bugün itibariyle başka hiçbir yerel rakibimizin sahip olmadığı ‘VDE Kalite Onay Belgesi’ne sahibiz. VDE, Almanya portalında bağımsız bir laboratuvar ve bu belge imalatçı olarak ürettiğimiz elektrik motoru ile kataloğumuza yazdığımız teknik verilerin birbiriyle tam uyumlu ve doğru olduğunu belgelemiş ve ispatlamış oluyor. Müşterilerimiz bizi tercih ettiklerinde, tesislerinde kullandıkları motorlarımızdan, verim değerlerimizden, kendilerine sağlayacağımız enerji verimliliğinden %100 emin olmuş oluyorlar. Uluslararası ticarette geçerli olan GOST, CSA, UL, NEMA vb. sertifikalardan, ELK Motor olarak UL Sertifikası’na yönelik çalışmalarımız ve hazırlıklarımız devam etmektedir. Çok yakın bir tarihte UL Sertifikası’nı şirketimiz bünyesine kazandırmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda bilhassa Kuzey Amerika pazarı için ELK Motor hazır olmuş olacak. Bu pazarlara proje hazırlayan firmalara, ilgili UL Sertifikasyonu bulunmayan imalatçı firmaların ürün tedarikinde bulunabilmeleri mümkün olmayacak. ELK Motor olarak UL Sertifikasyonu’na sahip olmamızın çok yakın olduğu bugünlerde, bizim bu pazar ve projelerde ciddi avantajlarımız olacaktır” açıklamasını yaptı.

Sanayide Alçak Gerilim AC Motor Seçiminde Dikkat Edilmesi Gereken 14 Temel Kriter

“Endüstride elektrik motorlarının kullanılmadığı herhangi bir sektör yok gibidir” diyen Alkan Demircioğlu,

ihtiyaca uygun doğru elektriksel ve mekanik özelliklere sahip bir elektrik motorunu seçebilmek için izlenmesi gereken adımlara ilişkin bilgi verdi:

“Unutulmamalıdır ki, bir işletmede tam performans ile çalışıp iş makinesini en optimum noktada tahrik edebilen bir elektrik motoru, müşterinin ihtiyacının en başından doğru tespit edilmesi ve buna uygun elektrik motorunun seçilip imal edilmesi ve hizmete sunulmasıyla mümkün olabilmektedir. Elektrik motorlarının en çok kullanılmakta olduğu başlıca sektörlere örnek vermek gerekirse; kompresör uygulamaları, fan ve pompa uygulamaları, kâğıt sektörü, çimento sektörü, denizcilik sektörü, redüktör uygulamaları, yenilenebilir enerji kaynağı uygulamaları, arıtma teknolojileri, paketleme ve ambalaj sektörü vb. sayılabilir.

İşte tüm bu sektörlerdeki uygulamaların ana tahrik ürünü olan elektrik motorlarını doğru biçimde seçip tasarımlandırabilmemiz; sistemin genel işleyiş performansı açısından çok önemlidir. Şimdi örnek bir uygulamaya cevap vermesi beklenen bir elektrik motorunun seçilmesindeki adımları sırayla inceleyelim; göz önünde tutmamız gereken tüm teknik noktaların neler olduğunu maddeleyelim:

1- Motorun çalışacağı şebeke değerleri: Besleme gerilimi, faz sayısı ve şebeke frekansı. (Örneğin 3AC 50Hz. 400V şebeke değeri veya 3AC 60Hz.380V gibi.)

2- Motorun çalışacağı düzen: Motor enerjilendiği vakit sürekli mi yoksa kesintili mi çalışacaktır? (Farklı çalışma rejimleri, S1 … S9)

3- Motorun sahip olması istenilen koruma sınıfı: Dış etkilere karşı IP koruma sınıfı.

4- Motor kutup sayısı: Motor kaç kutuplu, bir başka deyişle hangi devir/dakika değerinde olacaktır sorusunun cevabının saptanması.

5- Motor anma gücü: Motorun mil çıkışında kaç kW güç vereceği. (Bu durum mekanik olarak iş makinesinin ne kadar kW’lık güce ihtiyaç duyduğu ana fikrinden yola çıkılarak bulunur.)

6- Motor anma momenti: Motorun iş makinesine ileteceği mil döndürme momenti (Nm.).

7- Motor yapı şekli: Motorun ortama kurulacağı yapı inşa şekli.

8- Ortam fiziki şartları: Motorun çalışacağı ortam sıcaklık değeri (derece, C.), ortam yüksekliği (m.) ve oluşabilecek olası mil çıkış gücündeki düşüşün hesaplanması.

9- Tüm bu 8 madde neticesinde tespit edilebilen uygun gövde büyüklüğündeki ac motor tipi.

10- Motorun en uygun soğutma sınıfının seçilmesi, şebeke frekansının altında uzun süreli çalışma olacaksa, cebri soğutma fanının düşünülmesi.

11- Şayet varsa istenilen özel motor RAL boya kodu isteğine göre dizayn edilmesi.

12- Motorun şebeke üzerinden mi yoksa inverter (frekans çevirici) üzerinden mi çalışacağı bilgisine net biçimde sahip olunması, buna ve ortam sıcaklığına bağlı olarak sargı yalıtım ve ısınma sınıfının en doğru şekilde tespit edilmesi.

13- Motorun iş makinesine bağlantı biçimi, direkt aküple veya k-kasnak ara bağlantısına uyumlu DE (yük) tarafı motor rulmanının en uygun şekilde saptanıp, seçilmesi.

14- Ve son hali ile tüm yukarıdaki maddeler doğrultusunda uygulamaya yönelik spesifik elektrik motorunun tüm detayları ile seçilmesi ve imalat planına alınmasıdır.”

“Yüksek performans özel tasarım motorlar üretiyoruz”

ELK Motor olarak, elektrik motorlarını temel tasarım ve teknolojisi itibariyle IE3 verimlilik sınıfını da karşılayacak şekilde tasarladıklarını belirten Alkan Demircioğlu, halihazırda zorunlu olan IE2 verimlilik sınıfından IE3 verimlilik sınıfına geçişte, mekanik boyutların aynı kalması sayesinde, müşterilerine sorunsuz bir geçiş imkânı sağladıklarını belirtti. ELK motorlarını, mühendisliğinden talaşlı imalata, dökümden sac işleme ve motor sarımına kadar tüm süreçleriyle Çerkezköy’deki fabrikalarında ürettiklerini belirten Demircioğlu, “Avrupa standartlarına uygun olarak ürettiğimiz standart motorlarımızla birlikte, müşterilerimize yüksek performans ve uygun maliyetler açısından avantajlar sağlayacak özel tasarım motorlarımızı da üretiyoruz” diyerek şu açıklamayı yaptı:

“Mil, gövde ve kapaklar tam otomatik CNC tezgâhlarında, sürekli kalite kontrol denetiminde üretilirken, rotor ve stator paketleri otomatik kilitlemeli laminasyon kalıplarında basılıyor. Rotor paketleri otomatik enjeksiyon makinelerinde basılarak rotor mil grubu haline getirilirken, stator paketleri de otomatik sargı makinelerinde sarıldıktan sonra ihtiyaca ve kullanım sahasına bağlı olarak otomatik daldırma yöntemi ya da VPI (Vacuum Pressure Impregnation) olarak anılan yöntemle verniklenerek montaja hazır hale getiriliyor. Bu sayede ürettiğimiz tüm elektrik motorlarımız daima kalite ve performans açısından en ileri seviyeye ulaşıyor. Bu işlemler sonrasında, ürün reçetelerine uygun olarak montajı yapılan motorlarımız, %100 son kontrol ve test aşamalarını geçtikten sonra ambalajlanarak sevkiyata hazır hale geliyor.”

Yurt dışı fuarlarına yoğun bir katılım gösterdiklerini belirten Alkan Demircioğlu, 2017 Nisan ayında Hannover Fuarı’na katıldıklarını ve uluslararası arenada katılımda bulundukları ilk fuar olması açısından ELK Motor için heyecan ve gurur verici bir deneyim yaşadıklarını belirtti. 2017 Eylül ayında Münih Drinktec İçecek Teknolojileri Fuarı’na da katıldıklarını belirten Demircioğlu, Avrupa’nın sanayi devi olan Almanya’daki bu fuarda şişeleme, dolum, ambalaj, komple hat otomasyonu, makine imalatı vb. kırılımlara hizmet veren çeşitli firmalarla karşılıklı ziyaretlerde bulunduklarını belirtti. 2017 Ekim ayında ise Bükreş TIB Teknoloji Fuarı’na katıldıklarını belirten Alkan Demircioğlu, “Fuarda standımızda, Fren + Enkoder + Cebri Fan Modifikasyonlu ELK motorumuz sergilendi. Beraberinde çeşitli güçlerden alüminyum ve döküm gövdelerde örnek elektrik motorlarımız sergilendi. Partnerlik düşünen çeşitli firmalar ile ELK Motor bayiliği ve koşullarımız hakkında karşılıklı görüşmelerde bulunuldu. Temaslara başarıyla devam edilmektedir” açıklamasını yaptı.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler