rivalo
Connect with us

Bilgi Kaynakları

Ego mu alçak gönüllük mü?

Yayın Tarihi:

on

Levent Taşkın
Yönetim Danışmanı

İş hayatında egonun olumlu ve olumsuz yansımalarını görmekteyiz. Ego, yönetilebildiği ve kontrol altında tutulabildiği sürece bir liderin önemli motivasyonu, tatmini ve savaşçı ruhudur. Bu durumda ego, yüksek verim ve başarı şeklinde şirkete getiri sağlar; ekibi iten bir güç olur. Ancak iş hayatında egonun olumsuz kullanımı ve kontrol altında tutulamaması ise felaketi getirir.

Kontrol edilemeyen bir ego, daima haklı çıkmak ister. İnsanlarla mantıklı ve faydalı bir biçimde iletişim kurmak yerine önemsediğiniz tek şey haklı ya da galip çıkabilmektir. Her şeyin merkezinde sadece siz varsınızdır. Başkalarının ne durumda olduğunun hiçbir önemi yoktur. Siz istediğiniz her şeye ulaşın yeter. Bu uğurda başkalarını kötü duruma düşürmek, ezip geçmek gerekiyorsa da bunun bir önemi yoktur.

“Kontrolsüz ego hiçbir zaman doymak bilmez. Her zaman büyümek, daha fazla beslenmek, tüm dünyayı yutmak ister.’’

Ego ve hırs kontrol edilmediği sürece kişinin önce çevresini, sonra da kendisini yok eder.
Bu nedenle yüksek egoya sahip olan; bunu kontrol etme gereği duymayan, bu nedenle egosunun olumsuz yönlerini göstermekten çekinmeyen ve hatta bundan zevk alan yöneticiler gözü dönmüş bir savaşçı gibidir. Fazla düşünmezler, hep kendi görüşleri kabul edilsin isterler; eleştiriyi kabul etmezler. Hep biat edilsin ister ve ekibine emirler yağdırmayı çok severler. Kendi hatalarını görmezler, çünkü hata yaptıklarına inanmazlar.

Kişi egosunu iyi beslemiş ve egosuna çok güvenmeye başlamış ise tehlikeli bir virüs bedenini sarıyor demektir. Egosu yüksek insanlar genellikle başkalarından yardım almak istemez. Yardım için gelen teklifi küçümsenmek olarak algılar. Eleştiri ve fikre kapalıdır. Çünkü egosu yüksek insanların genel görüşü, ”Ben bu işe yıllarımı verdim, siz benim bu firmadaki önemimi bilmiyorsun, ben ne başarılara imza atmış insanım, daha yenisin, senden akıl alacak değilim” tarzındadır. Kibir ve egonun kişiyi yok etmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.

Egosu kabarmış kibirli insan, hayata, olaylara ve insanlara objektif bakamaz. İşlerde terslik olursa çözmek yerine bağırıp çağırmayı tercih eder. Mantığıyla değil egosuyla karar verir. Sonuç almak için işlerinde kural tanımaz. Egoyla birlikte hırs da olursa, hesapsız işlere girer, etrafındaki insanların uyarılarını dikkate almaz. Ekip çalışması yerini biat etmeye bırakmıştır. Eleştiriye tahammülü olmadığı gibi, kendi davranışıyla ilgili fikrini söyleyen kişilere düşmanca davranırlar. Çevresindeki herkese baskı yaratır ve çekilmez hale gelir. Hırs ve ego kişinin gözlerini kör eder. Kişi takım çalışması ve fikir almaktan kaçınır, her şeyi o bilir ve öngörür hale gelir. Ekibini mutsuz ettiği gibi işte de kalıcı zarar veren kayıplara neden olur Tamamen olumsuz olan duyguların daha büyük olumsuz duygular doğurmasına neden olur.

Egoları yüksek kişilerin bana göre çoğu zaman bilgileri de sınırlıdır. Yetkisinden aldığı gücü kullanarak iş yaptırmayı severler. Bu nedenle kendi konumlarını risk altında gördükleri için kimseye güvenmezler ve stresli olurlar. Bu şekilde çalışmayı da benimsemişlerdir.

Oysa iyi bir yönetici, egolarından arınmış, hırs ve egosunu doğru şekilde kullanmayı bilen bir kişiliğe sahip olmalıdır. İnsan faktörünü dikkate alması ve onlarla iletişim becerisi en üst düzeyde olmalıdır. Kendi ekibinin öğrenmesini, sorumluluk almasını, fikir vermesini ve inisiyatif almasını teşvik etmelidir. Onlara özgüven aşılamalı, güvenmeli ve iş delege ederek yol gösterici olmalıdır. Başarılı iş yaptıklarında ekibini teşekkür ve takdirle motive etmeli; başarısızlıklarında tekrar cesaretlendirmelidir. Birlikte çalışmaktan zevk alınan yöneticiler ekip arkadaşlarına saygı gösteren, karşısındakinin fikirlerini dinleyen ve değer veren, onlara örnek olacak tutum ve davranış sergileyen, alçak gönüllü, sabırlı, eğitici, yol gösterici, bilgi ve tecrübesiyle takdir edilen kişilerdir. Bu davranışlarıyla hem saygı hem güven duyulan hem de sevilen bir pozisyona konumlanmıştır. Alçak gönüllü olmak bu nedenle önemlidir.

Başarılı yönetici olmanın anahtarı, yöneticinin duygusal zekâsını ne kadar kullandığı ile ilgilidir. Alçak gönüllü yöneticiler bana göre duygusal zekâsını ve empati yeteneğini iyi kullanan yöneticilerdir. Bu özellikleri sayesinde ekiplerini motive etmeyi başardıkları gibi kendilerini de kolaylıkla sevdirirler. Bu nedenle egoyu kontrol etmek; alçak gönüllü olmak ve yapıcı ilişkiler kurmak yöneticilikte önemli bir beceridir. Bunun için özgüven gerekir, bilgi gerekir, saygılı ve dürüst olmak gerekir.

Egonun tavan yaptığı ve kibrin insanları canından bezdirdiği bir yönetim tarzı ile uzun zamandır baş etmeye çalışıyoruz. Ben odaklı, her şeyi bilen ve karşı fikre kapalı, itaat bekleyen bir tavır ile alçak gönüllülük tamamen zıt kardeşler gibi.

Ego yönetilebildiği ve kontrol altında tutulabildiği sürece bir liderin önemli motivasyonu, tatmini ve savaşçı ruhudur. Bu durumda ise alçak gönüllülük devreye giriyor.

Lider veya iyi bir yönetici olarak yeterince alçak gönüllü olabilmeyi başarabiliyor muyuz?

İş hayatında alçak gönüllülük, çalışana sevgi ve saygı ile yaklaşmak iyi bir yönetici olmanın ilkelerindendir. Hele günümüz Türkiye’sinde bu bir meziyet bile sayılabilir hale gelmiştir. Sevilen ve takip edilen yönetici olmak, başarıdan ziyade büyük oranda çalışana karşı takınılan tutum ile orantılıdır.

Şu bir gerçek ki günümüz yöneticiliğinde başarı ve sonuç, alçak gönüllülük ile geliyor.
Alçak gönüllü olan bir liderin ekibi fark yaratıyor.

Alçak gönüllülük ve liderlik bir araya geldiğinde, sürdürülebilir bir başarı için en etkili silah olur. Liderdeki hırs ve cesaretin, çok iyi bir şekilde alçak gönüllülük ile sıvanmış olması gerekir.

Birçok yönetici alçak gönüllüğü bir zayıflık olarak görür. Bu nedenle onlar, ego ve kibrin kendilerine saygı duyulmasını sağlayacağına ya da korku yaratarak sözlerini dinletebildiklerine inanırlar. Alçak gönüllü olmayı, zor durumlarda bir acizlik olarak görür ve kendilerine yakıştıramazlar.

Oysa alçak gönüllü, egolarıyla barışık hale gelmiş; insana ve çalışanına saygı duyan liderlerin ekiplerinde güven duygusu çok fazla gelişmiştir. Takım çalışması, hızlı öğrenme, motivasyon ve özellikle performans çok ileri seviyededir. Güven ve performansın olduğu yerde huzur ve başarı bir sonuç olarak ortaya çıkar.

Devamını Oku
Advertisement
Advertisement

Trendler

Copyright © 2011-2018 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com