Spor bahisleri pazarının en büyük kumar kuruluşu ve online casino Mostbet kapılarını Türkiye'den oyunculara açıyor. Çeşitli etkinlikler, yüksek oranlar, basit kayıt, çeşitli bonuslar, promosyonlar, ücretsiz bahisler ve bedava çevirmeler sunmaktan mutluluk duyuyoruz. Kullanışlı mobil uygulamamız Mostbet bahislerini çevrimiçi izlemenize olanak sağlayacaktır.
Connect with us

Elektronik Sürücüler

Bir kontaktör, bütün bir yapı için nasıl çalışır?

Yayın Tarihi:

-

3RT2016

Teknolojinin gelişmesi ve yaygınlaşması, özellikle alçak gerilim ürünlerinin otomasyon ve kontrol amaçlarıyla daha fazla donatılmasını beraberinde getiriyor. Ürünler ve sistemler birbiri ile konuşuyor ve bunları yorumlamaya çalışıyor; yani akıllanıyor. Bunlara öncülük eden şirketlerden biri olan Siemens yeni ürün ve sistemleri ile teknolojinin ilerleyişine yön vermeye devam ediyor. Sirius Innovation da bunun en açık göstergelerinden birisi.

Alçak gerilim grubunda yer alan ürünler genel olarak elektromekanik ürünler olduğundan teknolojik iyileştirme ve geliştirme yapmak; elektronik alanına girilmediği sürece pek de mümkün değil. O nedenle son 30 yıllık zaman dilimine bakıldığında, alçak gerilim şalt cihazlarının içinde elektroniğin daha fazla yer aldığını ve gelişmelerin bu yönde yaşandığını görebiliriz. Siemens de aslında bu trendin öncülerinden. Piyasaya sürülen ürünlerin mümkün olduğunca daha fazla teknoloji içermesi, daha modüler olması ve birbirleri ile uyumlu cihazlar üretmek ana hedeflerimiz arasında yer alıyor

Örneğin, kontaktör en temel şalt ürünlerinden birisidir ve 50 yıl öncekiyle modellerle çalışma prensibi hemen hemen aynıdır. Boyutlarını biraz daha küçültmek mümkün, bunun da bir sınırı var; daha modüler olması sağlanabilir ve kullanılan aksesuar ve yardımcı elemanlar ile fonksiyonları ve kullanım sıklığı artırılabilir. Alçak gerilim şalt ürünlerinde pazara yeni modellerin sürülmesi, oldukça uzun aralıklarda olur. Diğer üreticileri de düşünecek olursak yaklaşık 10 ila 12 yılda bir yeni modeller çıkar ve uzun yıllar kullanılır.

1960’lı yıllarda 3TA serisi kontaktörler piyasadaydı. Arkasından 3TB serisi ve 1980’lerde de 3TF serisi ürünler geldi.  1997’de Sirius serisi ürünler başladı ve aradan 15 yıl geçtikten sonra 2012’de Sirius Innovation piyasaya sunuldu. Yeni nesil olarak adlandırdığımız bu ürünler kısa sürede pazar tarafından tanındı ve kabul gördü.

Sadece şalt cihazı bazında değil tüm sistem temelinde bütünsel bir yaklaşım sergilemek oldukça önemli. Alçak gerilim şalt cihazları ağırlıklı olarak motor devrelerinde kullanılır. Motorlara yol vermek, onları korumak, onlara kumanda etmek ve bunları yaparken elde edilen bilgileri de hedeflenen kounmlara aktarmak gibi görevleri vardır. Kontaktörler, motor koruma ve zaman röleleri bu temel fonksiyonları yerine getiren sistem parçalarıdır. Bu sebeple ürünlere bakarken hep sistemin bütününü de ele almak gerekir. Çünkü sadece motoru korumanız yetmez; aynı zamanda ona yol da vermeniz gerekir. Sadece korumak ya da yol vermek yetmez, bu motorun doğru bir şekilde çalıştığı bilgisini bir yerlere iletmeniz gerekir; bu sayede panoda bir lamba yanar ve operatörler o cihazın sağlıklı bir şekilde çalıştığını anlar. Be bu sistemle birlikte hareket eden başka sistemlere bilgilerin düzgün bir şekilde iletilmesi gerekir, bu sayede diğer sistemler de bu bilgilerden faydalanarak kendi operasyonlarını yürütebilsin. Yani hem bütünsel hem de bütünleşik bir yapıya ihtiyacımız var. Artık mesele; tek başına bir kontaktörün ne yaptığı ve nasıl çalıştığından daha ziyade bütün bir yapının içinde nasıl çalıştığıdır.

Sirius Innovation’da yakalanmak istenen de tam olarak budur. Bütün cihazların birbiri ile uyumlu olması, haberleşebilmeleri ve birbirlerinin fonksiyonlarını tamamlayacak faaliyetleri yapabilmeleri hedefleniyor. Tüm bu işlevsel artılarının yanında daha şık bir görünüm, daha kolay montaj ile daha az işçilik gibi tüketicinin ve servis personelinin işine yarayacak özellikler de ürünlerde bulunuyor.

Sirius ilk piyasaya sunulduğu andan itibaren ciddi ses getirmiş ve uzun yıllar boyunca piyasada en çok tercih edilen ürünler arasında yer almıştır. Seri, piyasaya çıktıktan sonra ciddi bir rekabet yarattı ve rakip firmalar bu serideki ürünlerle rekabet edebilmek için ciddi çalışmalar gerçekleştirdiler. Bu çalışmaların sonucunda da birçok ürün ortaya çıktı. Sirius Innovation, Sirius’un da çok üzerinde bir anlayış ile hazırlandı ve 2012 yılında piyasaya sürüldü. Sirius Innovation serisinden daha gelişkin bir teknolojiye sahip bir ürün olmadığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Sirius Innovation’da farklı olan birkaç temel nokta var, birincisi ürün renkleri. Eskiden şalt cihazları kirli beyaz renkte bir ön kapakla sunulurken metalik gri renklere dönüldü. Bu renk genel olarak daha fazla teknolojiyi çağrıştırıyor. Bu renk kullanımıyla birlikte logo da orijinal renkleri ile ürünlerin üstünde yer almaya başladı. Dolayısıyla bir panoya çok uzaktan bile bakılsa içinde Siemens Innovation ürünleri kullanıldığı hemen anlaşılabilmektedir.

Elbette ürünün modüler ve birbirleri ile uyumlu olmasına çok dikkat edildi. Ve ürünler güçlerine göre farklı boylarda sunulmaya başlandı. Bugün 4 kW’lık bir kontaktör ile 250 kW’lık bir kontaktör aynı boyutlarda değil. Diğer yandan aynı boyda olan farklı cihazlarında da birbiri ile uyumlu olması sağlandı. Yani 4 kW’lık bir kontaktöre uygun alacağınız termik röle veya motor koruma şalteri o cihazla aynı büyüklükte olacaktır. Bu sayede cihazlar birbiri ile çok kolay akuple olabilmektedir. Bilindiği gibi son dönemde elektrik panoları daha küçük ve daha düzenli hale gelmeye başladı. Eskiden karmaşanın hüküm sürdüğü bu cihazlar günümüzde sanki bir ecza dolabı gibi düzenli ve kompakt bir hale gelmiş durumda. Innovation serisi de bu düzenli ve kullanışlı yapıya önemli katkılar sağlamaktadır.

Ürünle ilgili bir diğer noktada esneklik ve montaj kolaylığı. Esnekliği sağlayan en önemli unsurlardan birisi farklı cihazlarda ortak aksesuarların kullanılıyor olması. Örneğin 4 kW’lık kontaktör ile 250 kW’lık kontaktör aynı kontak bloğu tarafından tutturulabiliyor, bu çok önemli bir avantaj. Farklı çeşitte ve sayıda aksesuarı bulundurmak yerine ortak aksesuarlara sahip olmak birçok farklı avantajı da beraberinde getiriyor. Bu tip ayrıntılar aynı zamanda birim fiyatların aşağı inmesini de sağlıyor. Sirius Innovation ürünleri Sirius serisi ürünlerden daha uygun fiyatlarla pazara sunuluyor.  Dolayısıyla tüketiciler hem en son teknoloji ürün kullanıyorlar hem de bunu daha uygun fiyata yapabiliyorlar. Bu da müşterinin ürünü tercih etmesi için önemli bir avantaj sağlıyor.

Ürünün sahip olduğu üstün özelliklere ilave olarak montaj kolaylığını da sayabiliriz. İki tip farklı montaj seçeneği var. Birincisi standart vidalı bağlantı, yani kabloları takıp vidayı sıkma şeklinde. İkincisi ise vidasız olan ve ‘cage clamp’ adı verilen yöntem. Bu daha çok klemenslerde kullanılan ve kabloyu bağlantı yuvasına sokarak tornavida yardımıyla yayla sıkışmasını sağlayan bir sistem. Bu şekilde bağlantı güvenilirliğini daha yükseltmiş oluyorsunuz. Vidalı sistemlerde zaman içinde baskı azalabilmekte; ancak yaylı sistemlerde baskı azalsa bile yay aracılığı ile tekrar eski seviyesine geliyor. %100 temas sağlamaya devam eden bu sistemler montaj sürelerini kısaltması ve güvenilirliği arttırması ile ön plana çıkıyor.

Son olarak farklı bir özelliğinden daha bahsetmek gerekir. Sirius Innovation bir ürün ailesinden daha çok bir yaklaşımı ifade ediyor. Sadece şalt cihazları değil yumuşak yol vericiler, akım kontrol röleleri gibi ürünler aynı renklerle bu sistemin bir parçası olarak tüketiciye sunuluyor. Aslında bu seriyi sistemin yapı taşları şeklinde görmek ve değerlendirmek daha faydalı olacaktır.

Müşterilerden alınan geri bildirimlere bakıldığında, öncelikle yeni renklerin beğenildiği gözlendi. Ürünün renkleri yüksek teknolojisine vurgu yapıyor. Bir diğer nokta üretim hataları konusunda çok iyi bir noktada olması. Uluslararası kabullere göre imalat yapan fabrikalarda, üretim hatası olan ürünler için kabul edilebilir oran, on binde 7 civarındadır. Sirius Innovation’da bu oranın on binde 1-2 seviyesinde olduğunu görüyoruz.

İki yıldır satışını yaptığımız bu yeni ürünlerde henüz ülkemizde arıza nedeniyle bize geri dönen bir ürün yok. Yani takıp unutabileceğimiz ürünlere doğru bir gidiş var gibi diyebiliriz. Günümüzde kullanıcılar ürünleri, cihazları bir kez satın alıp montajını yaptırdıktan sonra sorunsuz kafaları rahat bir şekilde çalışmak istiyorlar. Bu isteğe en çok yaklaşabilen ürün Sirius Innovation’dur.

 

Sorularınız ve ürün talepleriniz için bize yazın!

Makale veya haberde geçen ürünler hakkında bilgi almak ve talepte bulunmak için destek@uretimtek.com adresimize yazabilirsiniz.

 

Türkiye'nin alanında en özel yayınlara sahip medya grubu MONETA'nın sektörel dergi ve portallarının yönetimine katkıda bulunmaktayım. MONETA bünyesinde yeni nesil yayıncılık anlayışıyla içerik yönetimini geliştirmeye devam ediyoruz.

Elektrik Motorları

Kusursuz makine üreticilerinin tercihi STÖBER, Lean Motor ile enerji verimliliğinde devrim yapıyor

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

stober Alper Turan

Redüktörden servo motor sürücüsüne kadar tüm sistemin tek tedarikçisi olan ve sektörde arızalanmayan ürünleriyle tanınan STÖBER, asenkron motor ve servo motor arasında konumlandırdığı Lean Motor ile enerji ve iş verimliliğinde devrim yapıyor. %96’ya varan bir verimliliğe sahip Lean Motor, %40 oranında daha hafif ve daha küçük yapısı, IE5 sınıflandırması ile daha fazla enerji verimliliği sunan kompakt tasarımıyla verimlilik isteyen işletmelere çok daha fazlasını sunuyor. STÖBER Türkiye Direktörü Alper Turan, özellikle asenkron motor yerine Lean Motor kullanılmasını öneriyor.

WIN EURASIA Fuarı’nda özel bir röportaj gerçekleştirdiğimiz STÖBER Türkiye Direktörü Alper Turan, Güç Aktarım’ın sorularını yanıtlıyor.

Öncelikle sizi ve STÖBER’i tanıyabilir miyiz?

İsmim Alper Turan. 2014 yılından bu yana STÖBER Türkiye Direktörü olarak görev yapıyorum. Bir Alman markası olan STÖBER’in kuruluşu 1934 yılına dayanıyor. Firmamızın ürün gamı içerisinde redüktörlerden motor sürücülerine kadar geniş bir yelpazede tahrik ürünleri bulunuyor. Firma olarak özellikle redüktörlü servo motorlar ve sistemler konusunda iddialıyız. Tek tedarikçi olmak bizim için en önemli unsur ve bu kapsamda çalışıyoruz. Her şeyi, tüm sistemi tek bir tedarikçi olarak makine imalatçılarına sunuyoruz. 1934’ten bu yana gelişen teknolojimiz, arızalanmaz ürünler imal etme olanağı sağlıyor ve arızalanmaz ürünlerimiz, kusursuz makine üretmek isteyenler için biçilmiş kaftan diyebiliriz. 

Redüktörlü motorlarımız gerçek redüktör entegreli motorlardır. Yani, motoru ve redüktörü kendimiz ürettiğimiz için motorun çıkış şaftını pinyon dişli şeklinde işleyebiliyoruz ve redüktörlerimiz güneş dişlisi olarak kullanılabiliyor. Böylece arada herhangi bir kaplin, motor adaptörü, flanş gibi parçalar kullanmadan motorun yapmış olduğu hareketi direkt redüktöre iletmiş oluyorsunuz. Bunun çok fazla avantajları var: Özellikle dinamik uygulamalarda kaplin esnemesi, sıyırması gibi problemlerle karşılaşmıyorsunuz. Firma olarak bizim en büyük özelliğimiz tüm sisteme hakim olmamız. Örneğin, uygulamalarda motor sürücüsü sadece motorun bilgilerine hakimken, bizim motor sürücülerimiz redüktörlü motorun bilgilerine de sahip oluyor. Bu sayede otomasyoncular, programcılar aynı zamanda redüktör verilerini de elle girmek zorunda kalmıyor. Bu şekilde de hata oranı ortadan kalkmış oluyor.

Ürünlerinizin Türkiye’de tercih edildiği sektörler ve uygulamalardan bahsedebilir misiniz?

Özellikle yurt dışına makine ihracatı yapmayı hedefleyen makine üreticileri bizi tercih ediyor. Örneğin; lazer bölümü, ağaç işleme, boru büküm, sac işleme gibi sürekliliği olan makine imalatçılarımızı ilk akla gelenler arasında söyleyebiliriz. Özellikle hattın durmasıyla üretim kaybının çok fazla yaşanacağı ve bundan dolayı üretimin durmamasının gerektiği uygulamalarda STÖBER tercih ediliyor. Ürünlerimizin arızalanmamak gibi bir özelliği olduğunu söyleyebilirim. Doğru hesaplanmış bir eksen ise ve bu hesap bizim tarafımızdan kontrol edilmişse, biz ürünlerimizin sonuna kadar arkasındayız. STÖBER olarak özellikle gerçekten kusursuz makine imalatı hedefleyen müşterilerimizi partnerimiz kapsamında değerlendiriyoruz.

Kullanıcının taleplerine göre özel çözümleriniz de mevcut. Bu çözümlerden bahsedebilir misiniz?

Örneğin müşterilerimizle çalışırken, bu işe ister ilk defa başlasınlar isterse de üst düzey mühendislik seviyesine sahip olsunlar, biz onlar adına eksenlerinin hesaplamalarını yapıyoruz. Örnek vermek gerekirse, X ağırlıkta bir kütlesi olduğunu, bunu kaç metre/saniye hızla kremayer sistem üzerinde hareket ettirebileceğini soran; pinyon dişlisini, redüktörün kaç tahvilli olması gerektiği, motorunun kaç newton metrelik olması gerektiği gibi konularda yardım taleplerinde bulunan müşterilerimiz için eksenin mühendislik hesaplamalarını yaparak çözüm sunuyoruz. Yaptığımız hesaplamalarla müşterilerimizin ihtiyaçlarını analiz ediyor, taleplerine tam yanıtı sunabiliyoruz. STÖBER ürün gamı programın bilgisi dahilinde olduğu için kusursuz komponentleri seçip onlara yardımcı oluyoruz.

Redüktörlerde düşük boşluk konusu sektörde önemli bir yer kaplıyor. Redüktör tedarikçilerinin sıkça kullandıkları düşük boşluk ya da sıfır boşluk kavramını bizlere açıklayabilir misiniz? Sıfır boşluk gerçekten var mı?

Dişliler arasındaki boşluk, bizim arcmin, ‘yay x dakika’ olarak tabir ettiğimiz teknik bir kavram. Özellikle redüktör tipine göre değişiklik gösterse de düşük dişli boşluğu ya da sıfır dişli boşluğu mümkün. Örneğin, sikloid tip redüktörlerde biz oldukça düşük, hatta sıfır ya da sıfıra çok yakın dişli boşluğundan bahsedebiliriz; ama yağın bile dolaşabileceği bir alana ihtiyaç duyulan helis dişli ya da düz dişli redüktörlerde sıfır dişli boşluğu diye bir şey olamaz. Soru işaretleri olanlar için arcmin kavramını şöyle açıklayabilirim: 360 derece iç açısı olan bir çember düşünelim. Bu çemberin içerisinden 1 derecelik dilimi keselim ve bu 1 dereceyi de 60’a bölelim. Buradan da 60’ta 3’ünü aldığımız zaman 3 arcmin dişli boşluğuna sahip bir redüktör elde etmiş oluyoruz. Buradaki boşluğumuzun tanımını bu şekilde yapabiliriz. Mühendislerimizin de eksenlerinde kullanacakları boşluğu hesaplarlarken bu mantıkla yapmaları gerekmektedir.

STÖBER olarak ürünlerimizdeki dişli boşluğu, tam olarak kataloglarda yazdığı gibidir. Örneğin, STÖBER’den 3 arcminli bir redüktör aldınız; bu redüktörü bugün de ölçeksek, 8 ay sonra da ya da 8 yıl sonra da ölçeksek yine 3 arcmin çıkacaktır. Bu da ürünlerimizin kalitesiyle orantılıdır. STÖBER’in katalog verilerine %100 güvenebilirsiniz. 

STÖBER ürün yelpazesinde yer alan Lean Motor’dan bahsedebilir misiniz? Bu ürünün özellikleri ve avantajları nedir?

Asenkron motor ve servo motor arasında konumlandırdığımız bir modelimiz olan Lean Motor, özellikle enerji verimliliği ve iş verimliliği açısında devrim niteliğinde. %96’ya varan bir verimliliğe sahip bu motorları özellikle asenkron motor kullanıcılarına öneriyoruz çünkü asenkron motor kullanıcıları zaman zaman yüksek hızlara çıkma ihtiyacı duyuyorlar. Örneğin, frekans invertörü üzerinden Hertz’ini ayarlayarak 4 kutuplu 1460 devir nominal hızı olan motorları, zaman zaman 2250, 2500 devire kadar çıkardıkları uygulamalar oluyor. Bu uygulamalarda özellikle Hz ile oynamak yüksek akım ve yüksek ısıya neden olarak sürücü tarafında IGBT dediğimiz modülü etkiliyor. Aynı zamanda yükselen akım, motor sargıları üzerinde de etki yaratarak bunların da yanmasına sebep oluyor. Kısaca sistemi bozuyor. Bu nedenle asenkron motor yerine Lean Motor kullanılmasını öneriyoruz.

Fan ve enkoder bulunmayan Lean Motor, servo motor gövde yapısına sahip ve yüksek dış ortam sıcaklığında çalışabiliyor. Bunun yanı sıra ülkemizde ve dünyada asenkron motorlarda şu anda IE3 ve IE4 verimlilik sınıfı kullanılıyor. Sınıf yükselttiğinizde ise motorunuzun ağırlığı artıyor. Örneğin, IE3’ten IE4’e geçtiğinizde motorunuz ortalama %20 oranında büyüyor ve ağırlaşıyor. 5,5 Kw’lık bir asenkron motorun ağırlığı 55-60 kg arasındayken, aynı torklara sahip Lean Motor’un ağırlığı sadece 26 kg’dan oluşuyor. Öte yandan asenkron motorlarda hızlandırdıkça tork kaybedersiniz, Lean Motor’da tork kaybı yoktur. Kendisine ait sürücüsü olan, tek kabloyla haberleşebilen, çok çeşitli opsiyonları ve varyasyonları olan Lean Motor, verimlilik isteyen bir işletme için çok daha fazlasını sunar. STÖBER olarak; %40 oranında daha hafif, daha küçük ve IE5 sınıflandırması ile daha fazla enerji verimliliği sunan kompakt bir çözüm olan Lean Motor’un tercih edilmesini öneriyoruz.

 

Sorularınız ve ürün talepleriniz için bize yazın!

Makale veya haberde geçen ürünler hakkında bilgi almak ve talepte bulunmak için destek@uretimtek.com adresimize yazabilirsiniz.

 
Devamını Oku

Elektronik Sürücüler

iQ-R ile dijital fabrikalar daha akıllı

Yayın Tarihi:

-

Yazar:

iQ R images

Türkiye’nin önde gelen sanayi kuruluşlarının akıllı fabrikalarına ürettiği teknolojilerle katma değer sağlayan Mitsubishi Electric, tüm otomasyon bileşenlerini tek platformda birleştirip kontrol ve haberleşme entegrasyonu sağlayan iQ Platform devriminin yeni oyuncusu iQ-R serisi ile dikkat çekiyor. Daha fazla verimlilik ve maliyet tasarrufu vadeden yeni seri, kalite ve yüksek performans öncelikleri ile tasarlanarak üretiliyor. 

Fabrikalara hızlı entegrasyon, üretkenlik, esneklik ve verimlilik sağlayan ileri teknoloji otomasyon ürünleriyle öne çıkan Mitsubishi Electric, yeni proses otomasyonu kontrolörü iQ-R serisi ile Sanayi 4.0’ın dijital fabrikalarına hazır platform sunuyor. Yüksek ölçeklenebilirliğe sahip bir donanım platformunda üst düzey kontrol ve haberleşme entegrasyonu sağlayan ve bu sayede iş süreçlerini aynı anda izleyebilen ve eşleyebilen iQ Platform’un yeni serisi iQ-R, zorlu otomasyon ortamlarında dahi güçlü işleme performansıyla farkını ortaya koyuyor. 

Fabrika kontrolünü daha akıllı hale getiren iQ-R serisinin tasarım aşamasında ekipman değerinin ve ürün kalitesinin arttırılmasına odaklandıklarını belirten Mitsubishi Electric Türkiye Fabrika Otomasyon Sistemleri Ürün Yönetimi Departman Müdürü Cem Kıbrıslı, böylelikle kullanıcıların daha gelişmiş ve verimli bir sistemle ve daha düşük maliyetle daha iyi bir performans elde edebileceklerine dikkat çekti. iQ-R serisinin PLC sisteminin başlangıcı ve tasarımından programlamaya, devam eden kurulumdan çalıştırma ve bakım işlerine kadar her evrede yüksek yarar sağladığını belirten Cem Kıbrıslı; üretim hatları ile ekipmanların geliştirilmesi aşamalarında da yenilikçi bir yükselme yolu sunduklarını ifade etti. 

Yüksek performanslı CPU ile verimlilikte artış

Yeni performans standartlarıyla dikkat çeken iQ-R serisinde; 0,14 msn tarama süresi; milisaniye başına 419 komuta kadar işleme kapasitesi ve 0,98 nsn’lik LD komut hızı ile verimlilikte artış sağladıklarına değinen Kıbrıslı; “Birden fazla CPU’nun gerekli olduğu işlemleri tek bir CPU ile gerçekleştirerek ciddi tasarruf sağlıyoruz. Ek olarak birden fazla CPU kullanımını destekleyerek; kullanıcıların çok daha karmaşık ve gelişmiş otomasyon uygulamaları geliştirmesine de olanak tanıyoruz” dedi.

Güvenli veri depolama 

iQ-R serisinin veri aktarım gecikmelerini önlemek ve üretim kalitesini arttırmak için senkronize PLC ve ağ taraması sunduğunu bildiren Kıbrıslı; ayrıca tüm çıkış modülleri ile pozisyon saptama sensör ihtiyacını ortadan kaldırarak; toplam sistem maliyetlerini azaltacak şekilde hassas kontrollü senkronizasyona imkan tanıdıklarını söyledi. Fabrika otomasyon sürecinin önemli adımlarının dahili veritabanında depolanabildiğini ifade eden Kıbrıslı; “iQ-R serisi sayesinde ağ çökmesi ve PC veritabanı sunucusu ile haberleşmenin kesilmesi durumunda bile tüm otomasyon sistemi durmuyor. Ayrıca iQ-R, CC-Link IE Field ağ cihazları dahil tüm PLC sistemi verilerini yedekleyip geri yükleyebiliyor” diye konuştu. 

Maliyeti azaltan bakım 

Bakım çalışmalarını ve maliyetlerini azaltan birçok işlevi bu seride bir araya getirdiklerini belirten Kıbrıslı; “iQ-R serisinde olası hataların otomatik olarak dahili bellekte saklanabilmesine olanak tanıdık. Tüm işlemlerin bilgilerini kayıt altında tutup saklayabiliyoruz ve bu verilerin kolayca analiz edilebilmesine; bu sayede kesinti ve bakım çalışmalarını azaltmaya yardımcı oluyoruz” şeklinde açıklamalarda bulundu. 

Kesintisiz bağlantı

Cem Kıbrıslı, “iQ-R serisi; CC-Link IE; CC-Link IE Field veya Ethernet üzerinde diğer cihazlara bağlı durumlarda ağ katmanlarını dikkate almadan herhangi bir yerdeki cihazı izlerken ve cihazdan veri toplarken Mitsubishi Electric Seamless Message Protocol (SLMP)’den yararlanmayı sağlıyor. Bu sayede kullanıcılar haberleşme kurulumu için kod yazmaya gerek duymuyor ve haberleşme için PLC ve bağlı cihazları etkinleştirmek amacıyla haberleşme protokolünü ve etiketlerini seçmeleri yeterli oluyor” dedi.

Güvenlik anahtarı koruması

iQ-R serisinin CPU içine bir donanım güvenlik anahtarının takılabilmesiyle ekstra koruma sağladığını belirten Kıbrıslı; “Böylece yetkili kişi dışında bir program değişiminin ya da kopyalamanın önüne geçilebiliyor. Ayrıca güvenlik anahtarındaki verilerin şifrelenerek korunmasıyla cihazlara erişimin kısıtlanması sağlanıyor ve bu sayede ekstra güvenlik duvarı oluşturulabiliyor. iQ-R serisi, tüm bunları kullanıcı kimlik doğrulama işlevine ek olarak çalıştırıyor” şeklinde konuştu.

MELSEC System Q uyumluluğu

iQ-R serisinin kullanıcılar için kolay bir yükseltme yolu sağlayacak şekilde mevcut MELSEC System Q modülleri ve terminal blokları ile tam uyumlu olduğunu vurgulayan Cem Kıbrıslı; “Ayrıca MELSEC System Q için yazılmış programların sistem yükseltmelerinde programlama maliyetlerini azaltacak şekilde doğrudan iQ-R serisine taşınabilmesi de serinin dikkat çeken bir diğer özelliği” diyerek sözlerini tamamladı.

 

Sorularınız ve ürün talepleriniz için bize yazın!

Makale veya haberde geçen ürünler hakkında bilgi almak ve talepte bulunmak için destek@uretimtek.com adresimize yazabilirsiniz.

 
Devamını Oku

Trendler

Copyright © 2011-2019 Moneta Tanıtım Organizasyon Reklamcılık Yayıncılık Tic. Ltd. Şti. - Canan Business Küçükbakkalköy Mah. Kocasinan Cad. Selvili Sokak No:4 Kat:12 Daire:78 Ataşehir İstanbul - T:0850 885 05 01 - info@monetatanitim.com